
CHP Lideri Özgür Özel: “Tarihi Vefasızlık Yapılan Emekli O Sandığa Gelecek, Bu Kara Düzeni Değiştirecek; Başka Yolu Yok”
03/07/2026
CHP Lideri Özgür Özel: “İktidarımızda Temel Vatandaşlık Geliri Ailede Kadına Bağlanacak ve Ev Kadınları Sigortalı Yapılacak”
03/07/2026“DÜŞÜK GELİRLİNİN DESTEĞİNDE PATLAMA YAŞADIK; YOKSULLUK SİYASETİ YAPMADIK, ÇÖZÜMÜ ANLATTIK”
“MEMLEKETTE YAŞAMAK GÜNÜ KURTARMAK OLDU, TÜRKİYE’NİN VASATA MAHKUM OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”
“KRİZİ ESNAF ÇIKARMADI, SAVAŞLARIN VE ÇOKLU KRİZLERİN MÜSEBBİBİ DEĞİL; İKİNCİ ŞANS PAKETİ ÇIKARILMALI”
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, Kastamonu’da Eski Sanayi Sitesi esnafıyla buluştu. Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, “Gözünün nurunu akıtarak kazanmaya çalışan ve birbirinden zor şartlara göğüs gererek dükkânını döndürmeye çalışan, dükkânında, yanında iş verdiği çırağına, kalfasına haftalığını ödemeye çalışan, önce onlara bakan, sonra kendi evindekilere bakan çok değerli esnafımız hepinize saygıyla selamlıyorum. İyi ki geldiniz. Çok teşekkür ediyorum. Kastamonu’ya yıllar önce gelmiştim. Şadırvandan su içince demişlerdi ki ‘Ya yedi kere daha geleceksin, ya yedi yıl sonra geleceksin.’ Yedi yıl oldu, olmadı; yedi kere gelmişimdir ama ümit ederim bundan sonra da çokça gelir giderim. Çünkü her geldiğimde Kastamonu’da moral buluyorum. Her geldiğimde Kastamonu’nun havası, insanların misafirperverliği, sıcaklığı ve buradaki dostlarımız bana hep… Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteri olduğum zamanlardan itibaren Kastamonu’ya ziyaretlerde bulunurum. Her ziyaretim hep bir önceki ziyaretimden sonra çok özlediğim, çok özlendiğim bir yere gider şekilde gerçekleşiyor” dedi. Özel, şunları söyledi:
“SANAYİ ESNAFINI HEP DİNLEDİK”
“Bugün de sabah erken saatlerde geldik. Hakkını teslim edelim, hep söylediler, ben de burada söyleyeyim. Dediler ki ‘Meclis’te bir sesimiz vardı, o da kesildi.’ Hasan Baltacı ile birlikte orman köylülerini ziyaret ettik. Hikmet Başkanımla, Parti Meclisi Üyemiz, İl Başkanımla beraber. Orman köylülerinin dertlerini dinledik, sorunlarına çözüm önerilerimizi söyledik. Sonra Nasrullah Camii’nde suyumuzu içtik, abdestimizi aldık, Cumamızı kıldık. Sağ olsun partililerimiz Kastamonuluları orada karşıladılar. Onlara birkaç cümleyle değerlendirmelerde bulunduk. Şimdi de küçük sanayi esnafımızla birlikteyiz. Benim yabancı olduğum bir yer değil. Bir dayım var, kendisi Manisa’da Küçük Sanayi Sitesi’nde 40 yıldır yay imalat işiyle uğraşıyor. Eskiden üçlü dükkânı vardı yan yana, şimdi tabii o işler birazcık CNC tezgâhlar falan gelince, o tekli dükkânda evini geçindirmeye çalışıyor. Artık yavaş yavaş emekli oldu. Ama sanayi sitesine çok gittim, sanayi sitesi esnafının dayanışmasını, böyle dışarıdan görülmeyen komşuluk ilişkilerini, birbirlerine sahip çıkmasını, hayatın güçlükleri karşısında birbirlerine omuz vermesini hep imrenerek takip etmişimdir. Siyasette de bizim Manisa Sanayi Sitesi baştan aşağı gezince hakkını verirsen, 4,5 günde geziliyor. En hızlı 2,5 günde geziliyor. Son Genel Başkan olduğum seçimler hariç onun dışındaki her seçimlerde sanayi esnafını Ayakkabıcılar Sitesi dahil olmak üzere baştan aşağı gezmişimdir, hep dinlemişimdir.”
“ARTAN MALİYETLER BELLERİNİ BÜKÜYOR”
“Tabii her geçen gün daha kötüye giden süreçler yaşanıyor burada. Onun farkındayız. Bu sanayi sitesi ile ilgili yıllardır beklenti vardı, bir kooperatif kurulmuştu, taşınacaktı şehir dışına. Herhalde sözleşme yapılmış, anlaşma yapılmış, hal yoluna girmiş. Onun için uzun süredir beklediğiniz, özlediğiniz bir iş olması nedeniyle ben de memnuniyetimi ifade ederim. Tabii küçük sanayi, organize sanayinin yan sanayisi olma yönüyle bir işlevi olan, yine KOBİ’lerin bir takım işlerini dışarıya vermeleri ile bir işlevi olan, tamircilikten çok fazla sanatkâra, çok fazla alana kadar her birinin ayrı ayrı, kentin özellikle orta ve küçük düşük gelir seviyesindeki kesimlerinin koşup geldikleri, buldukları, garanti süresi dolduktan sonra her türlü bakımın, onarımın çok daha uygun fiyatlara yapıldığı için hep orada direğin tercihinin yöneldiği bir şehrin de kalbinin attığı, orada ne konuşulursa şehirde onun konuşulduğu, orada işler iyiyse yüzler gülüyorsa şehrinde ekonomisinin canlandığı, orada bir yavaşlama varsa bunun şehrinin ekonomisine aynen yansıdığı yerler sanayi siteleri. Son dönemde artan maliyetler belini büküyor sanayicinin. Birazdan sizlerden de dinlemeyi isteyeceğiz.”
“EN BÜYÜK SORUN; FİNANSMANA ERİŞİM”
“Özellikle krediye erişim, finansmana erişim en büyük sorun olarak ortaya çıkıyor. Maalesef pandemide yaşadığımız bir şeyi hatırlatmak isterim. Pandemide Esnaf Kefalet Kooperatifleri ki bence çok önemli bir yapı Esnaf Kefalet Kooperatifleri. Yüzde 8 ile, yüzde 8-9 faizle kredi verdi. Aynı günlerde büyük sanayicilere, zenginlere de zorla Kredi Garanti Fonu’ndan kredi kullandırdılar. O da yüzde 8’di. İhtiyacı olana KGF’den verilen helal olsun. Bir firmayı batmaktan kurtardıysa, istihdamın sürmesini sağladıysa KGF iyi bir iş. Ama KGF ile öyle bir para dağıttılar ki yüzde 8 ile. Büyük işadamları örneğin uçakları sıfırladılar, yalılar alındı, yatlar yenilendi, katlar çoğaldı. Pandemi bitti bunlar KGF’yi yüzde 8 ile geri ödediler. Pandemi bitti, esnaf kefalet yüzde 8’le 9’la kullandırdığı krediyi yüzde 25’e çıkardı kredi oranını. Şimdi bir tarafta esas desteklenmesi gerekenlere, ‘Efendim faizler arttı siz de vereceksiniz.’ Tabii ki esnaf kefalet kredilerinde kredinin yarısına sübvansiyon uygulanıyor, bu daha doğru bir iş. Ama diğer tarafta Kredi Garanti Fonu’nda özel uçaklara, yatlara, kotralara giden para 8’de sabit tutuldu hepimizin sırtından. Ama esnafınki 9’dan 25’e, çekildiği döneme göre kimi yerde yüzde 28’e çıktı. Bunu görmek lazım. Bu yüzden bakış açısını değiştirmek lazım. Siyaset öncelik belirleme işi. Bugün Türkiye’de maalesef iktidar kendine yakın olanları, kendi iktidarını sürdürmek için dayanışma içinde olduklarını ve esas paradan para kazananları güçlendirmeye, toplumun temel taşıyıcı direklerini ise yalnız bırakmaya, güçsüz bırakmaya, hatta onların arkasındaki olan destekleri de çekmeye devam ediyor.”
“KÜÇÜK ESNAF BAĞ-KUR PRİMİNİ ÖDEYEMİYOR”
“Ekipman yenilemek lazım. Buradaki en büyük sorun. Yıllar geçiyor, teknoloji ilerliyor. Rekabet için ekipmanların yenilenmesi lazım. Aracın, gerecin, cihazın, üretim cihazlarının yenilenmesi lazım. Bunlarla ilgili düşük faizli değil, faizsiz krediler vermek lazım. Çalıştıkça yıllar içinde ödenecek şekilde bunların taksitlendirilmesi lazım. Bundan 20 yıl – 30 yıl önce bu konuda çok önemli adımlar atılabiliyorken maalesef bu iktidar döneminde bu işler artık unutulmaya başlandı. Kendi işini yapanlar ancak yanındaki çalışanın maaşını ödemek, vergiyi ödemek, kendi evini geçindirmek için teknolojiye veya kendi aletlerine yatırım yapamadıkları için zaman içinde geride kalıyorlar. Ya da işte modern tezgahlarda üretilenler kalite kontrolden geçiyor, diğerleri mal kabullerden geçmemeye, kabul edilememeye başlıyor. Böyle sorunlar var. Bunları yakından takip ediyoruz. Bağ-Kur primleri en büyük dert. Özellikle prim borcunun belli bir noktada olmadıktan sonra sağlık sigorta hizmetinin kesiliyor olması da çok ayıplı bir durum. Küçük esnaf Bağ-Kur primini ödeyemiyor. Bu konuda yapılandırmaya, faizlerin silinmesine ve Bağ-Kur prim borçlarının yapılandırılmasına ihtiyaç var. Bu konuyu Meclis’te sık sık Cumhuriyet Halk Partisi olarak dile getiriyoruz ve arkasında duruyoruz. Elektrik, doğalgazda, akaryakıtta, kira için sanayi esnafının desteklenmesi gerekiyor. Özellikle finansmana erişimde işletme kredileri ile ilgili düşük faizli destekleyici kredilere erişemeyince, maalesef tüketici kredilerine yönlendiriliyor banka tarafından. Ya da eldeki kartlardan nakit avans çekmeye yönlendiriliyor. Bu bu nakit avansta yüzde 90’a varan bileşik faiz var. Yüzde 30 sadece vergi var. En büyük sorun kredi kartının bir başka kredi kartıyla kapatılmaya çalışılması, yüzde 94 bileşik faiz var. Hele hele borç ödenmediğinde dönüp hesabın kesim tarihinden 15 gün öncesinden beri de faiz işletildiği için kartopu gibi büyüyen borçlar var. Bu da bir sarmalın içine düşmüş, borcu borçla kapatmaya çalışan ve artık yaptığı işin kârlılığı faiz giderlerine yetmediği için iflasa sürüklenen küçük esnafları karşımıza çıkarıyor.”
“KRİZİ ESNAF ÇIKARMADI”
“Çırak bulmakta, kalfa bulmakta zorluklar var. Bunun için hem sanayi yönetimlerinin hem Milli Eğitim Bakanlığı’nın doğru projelerle bir araya gelmesi gerekiyor. Mesleğe eleman kazandıranların mutlaka teşviklerle desteklenmesi gerekiyor. Büyük sanayi firmalarına verilen desteklerin sanayi sitelerine de verilmesi ve staj olanaklarının buralarda da kullandırılması ama stajyerlerin hem işe başlangıç tarihlerinin staj tarihi olarak kabul edilmesi, hem de primlerinin tam eksiksiz olarak devlet tarafından yatırılmasını önemsiyoruz. SGK ve vergi teşviklerinin mesleğe eleman kazandıran, sıfırdan bir elemanı alıp kalfa olarak yetiştiren ve meslek sahibi yapanlara mutlaka destek olunması gerekiyor. Çek – senet tahsilatlarındaki gecikmelere yönelik olarak sanayi sitelerinde özel yetkili ve özel olarak bu konuda küçük esnafa doğrudan danışmanlık yapacak elemanlarıyla özel sanayi şubelerinin açılması, bunun özellikle de devlet bankaları tarafından yapılması gerekiyor. Halkbank’tan kullandırılan kredilerle ilgili faiz desteğinin mutlaka artırılması gerekiyor ve özellikle bir milat yapmak ve o milattan önce birikmiş ve gecikmiş faizleri bir sefere mahsus ortadan kaldırmak, anaparayı bölmek ve iflastaki, iflasa sürüklenmekte olan esnaflar için bir ikinci şans kredisinin, ikinci şans paketinin hayata geçirilmesi lazım. Çünkü herkes şunu bilsin, pandemi esnaf yüzünden olmadı. Krizi esnaf çıkarmadı. Rusya – Ukrayna Savaşı’nda sorumluluk bizde değil. Amerika – İran Savaşı’nda sorumluluk bizde değil. Türkiye’nin içinde bulunduğu bitmeyen çoklu krizlerin hiçbirinin müsebbibi değiliz. Herkes bir şekilde gemisini kurtarıyor ama küçük esnaf bir başına kalıyor. Öyle bir noktaya geliyor ki aslında dükkân var, alet var, edevat var, maaşını verebilse elemanı var, istihdam yaratıyor, kendine bakıyor, vergisini ödüyor ama bu çoklu krizler ortamında yakayı ya bir bankaya kaptırmış ya ‘Krediyi krediyle kapatayım’ derken sıkışmış, ya mal verdiği birisi borcunu ödememiş ya mal aldığı birisi tedarik zinciri kırıldığı için vaktiyle vermemiş ve yakayı bir yerden kaptırmış, elini vermiş ve kolunu kaptırmış bir bankaya, şimdi iflasa sürükleniyor. Mutlaka bunun için bir ikinci şans paketi dediğimiz bir uygulamanın yapılması lazım.”
“İKTİDARI DEĞİŞTİRME KARARLILIĞIMIZ NEDENİYLE YAPIYORLAR”
“Tabii partimizle bir sıkıntımız var, onu en kısa sürede hem hukuki mücadeleyle, hem siyasi mücadeleyle, hem de milletimizin desteğiyle aşmayı düşünüyoruz. Bizim uğradığımız saldırının sebebi Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde olan bir şey değil. Mevzu 47 yıl sonra partiye birinci parti yapmamız. Mevzu, kurulduğu günden beri Adalet ve Kalkınma Partisi’ni ilk kez yenmemiz. Biliyorsunuz her seferinde ne diyordu? Yenmiş sayıyor; ‘11 kere yendim, 13 kere yendim.’ Diyordu; ‘Ben eğer bu seçimden birinci çıkmazsam siyaseti bırakacağım.’ Muhalefet liderlerine diyordu ki ‘Sen de bırakabilecek misin?’ Biz ‘Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir’ dedik. 4 – 5 Kasım 2023’te partide Değişim Kurultayı’nda iktidara geldik. Geldiğimizde yaş ortalaması 42 olan bir Parti Meclisimiz ve 44 olan bir Merkez Yönetim Kurulumuz vardı. Şunu söyledik; ‘Nasıl 1970’lerde Ecevit Cumhuriyet Halk Partisi‘ni girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimde birinci parti çıkardıysa biz de çıkaracağız’ dedik. Kastamonu’da geldik, aynı şeyi söyledik, Burdur’da söyledik, Kars’ta söyledik, Edirne’de söyledik. ‘Parti birinci parti olmazsa ertesi gün kongreyi toplayacağım, ben bir daha aday olmayacağım’ dedim. Dediler ki ‘Büyük konuşma.’ Dedim ki ‘Büyük konuşmadan büyük hedefler konmaz. Büyük hedefler konmadan başarı yakalanmaz.’ Çıktık, 47 yıl sonra partiyi birinci parti yaptık. Erdoğan’ı da hayatında ilk kez mağlubiyetle tanıştırdık. Bunun üzerine o gün bugündür çeşitli oyunlarla, kumpaslarla, yargı oyunlarıyla huzur vermemeye çalışıyorlar. Partinin Cumhurbaşkanı adayını hapse atıyorlar. Partinin binasını polisle ele geçiriyorlar İstanbul’da, Ankara’da. Partinin Genel Başkanı’nı değiştiriyorlar, altı yıl öncesine götürüyorlar seçimi. Tam pandemideki maskeli bir seçimin sonucundan partiyi yönettirmeye çalışıyorlar. Son dört kazandığımız kurultayı yok saymaya çalışıyorlar. Neden bu? Hiçbir partiye yapılmayan niye bize yapılıyor? Hiçbir Genel Başkan’a yapılmayan niye bana yapılıyor? Bir tane sebebi var; iktidarı değiştirme kararlılığı. Dediler ki bana ‘Gel, Ankara’dan siyaset yap. Türkiye’yi gezme, haftada iki tane miting yapma.’”
“ÇIKTIK, SORUNLARI NASIL ÇÖZECEĞİMİZİ ANLATTIK”
“Ben mitingde çıkıp ne anlatıyorum? Emeklinin 20 bin liraya geçinemeyeceğini anlatıyorum, emekçinin 28 bin liraya geçinemeyeceğini anlatıyorum. Asgari ücretin Türkiye’nin en büyük açmazı olduğunu anlatıyorum. Alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Çünkü öyle bir noktaya geldi ki Türkiye hem kurdaki aşırı müdahalelerden dolayı, hem ekonomideki peşi sıra yapılan birçok hatadan dolayı. Bütün dünya enflasyonu faizle durdururken ‘Nas var, faiz olmaz’ deyip ki şimdi daniskasını yapıyorlar, enflasyonu yüzde 80’e kadar fırlatmalarından, sonra akıllarının başlarına gelmesinden dolayı. Çiftçinin durumunu konuşuyoruz. Ortalama çiftçi yaşının 57’ye çıktığını konuşuyoruz. Esnafın durumunu konuşuyoruz. ‘Çiftçinin birikmiş kredilerini bir kereye mahsus sileceğiz, borcu böleceğiz’ diyoruz. Küçük esnafa, ‘İkinci şans paketi, faizleri affedeceğiz anaparayı böleceğiz bir sefere mahsus’ diyoruz. ‘Ekipman, araç gereç yenilemek için faizsiz destekler, hibeler vereceğiz’ diyoruz. Ve bir bakıyorlar bütün anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi birinci sırada. Bütün anketlerde önde gidiyor. Gençlerin partisi olmuş ilk kez. Kadınların partisi olmuş ilk kez. Düşük gelir seviyesinin partisi olmuş ilk kez. Düşük eğitim seviyesinde birinci parti olmuş, ilk kez. Eskiden maalesef CHP, eğitim seviyesi yükseldikçe ve gelir seviyesi yükseldikçe oyları yükseldiği, düştükçe oyların düşük kaldığı bir parti iken Cumhuriyet Halk Partisi, iki yıldır düşük gelir seviyesinde hem emeklilerde hem çalışanların düşük gelirlilerinde, düşük eğitim seviyesindekilerde büyük bir patlama yaptık. Çünkü yoksulun, garibanın, orta direğin, eskinin orta direğinin bugünkü fakir olmasını, eskinin fakirinin bugün sürünüyor olmasının böyle siyasetini de yapmadık. Çıktık bu işleri nasıl çözeceğimizi anlattık. Hiçbir konuda sağcı, solcu, CHP’li değil diye ayrılmadık. Hep dedik ki ‘Türkiye İttifakı var. Demokrat olsun yeter. Demokrat, sosyal demokrat, muhafazakâr demokrat, milliyetçi demokrat, Kürt demokrat, liberal demokrat. Yeter ki demokrat olsun.’ Türkiye İttifakı, renklerini ay yıldız al bayraktan alıyor. Nedir o? Türk bayrağı, bizim bayrağımız ve dedik ki ‘Milli Takım gol atınca sevinen herkes bizdendir. Bizim çizgimiz bu. Filenin Sultanları şampiyon olup da İstiklal Marşı okutulurken gırtlağa düğümlenen herkes bizdendir’ dedik. Türkiye İttifakı. Bununla Türkiye’de yüzde 65 nüfusun yönetimini aldık. Hasan gibi siz istediniz biz yaptık. Ben Hasan’ı İl Başkanı olduğu kongrede tanıdım. Güneş’le birlikte, eşiyle birlikte tek tek delegelerin elini sıkıyordu, herkesin. Bir elinde eşi bir elinde partilinin eli. O kongreyi ben yönetiyordum, yanındaki arkadaşa dedim ki ‘Bu Hasan’a iyi bak. Bu Hasan alır.’ O gün ‘Mümkün değil’ diyorlardı. Yani ‘sürpriz’ diyorlardı, Ankara’dan bakınca Hasan diye bir şey görünmüyordu. Hasan o kongreyi aldı. Hasan ardından milletvekili adayı oldu. Karınca kararınca destek verdik. Zaten Kastamonu istiyordu onu. Herkes istiyordu. Milletvekili oldu. Hasan milletvekilliğinde biraz zor bir milletvekiliydi. Sürekli böyle gelir, ‘Başkanım konuşmam lazım.’ Çok kibar, boynu da bükük. ‘Neden?’ ‘Kastamonu’nun şu sorunu var, bu sorunu var.’ Vücut Ankara’da kafa Kastamonu’daydı. Dedik ki ‘Madem bu kadar Kastamonu’yu seviyorsun vücut da Kastamonu’ya gitsin.’ Belediye başkan adayı yaptık. Ne oldu en sonunda? İki kişiden birinin oyunu aldı. Biz bir 73’te bir 77’de almışız Kastamonu’yu değil mi? Bir de SHP 89’da almış. 35 sene sonra parti açısından da 50 yıl sonra Hasan geldi iki kişiden birinin oyunu aldı. Ben seçimden önce anlatıyorum, ‘Kastamonu’yu kesin alıyoruz’ diyorum. Spikerler gülüyordu. Reklam arasında diyorlardı ‘Kastamonu ağzınızdan mı kaçtı?’ ‘Alacağız siz bilmiyorsunuz, ben biliyorum Kastamonu’yu’ diyordum. Şimdi burada bu görevi yapıyor.”
“PARTİDEKİ İKTİDARA RAZI OLMAYIP, TÜRKİYE’DEKİ İKTİDARI İSTİYORUZ”
“Ama çok açık, çok net bir şey söyleyeyim. Bundan sonraki süreçte de hiç kimseyle bir pazarlığa girmeyiz. Çünkü pazarlık şu; ‘Partide otur.’ Bana diyorlar ki ‘Yaşın genç. Daha 30 yıl partinin başındasın.’ Hesaba bak. 80’e kadar duracağız. ‘Yaşın genç, 50 yaşındasın daha 30 yıl partinin başındasın. Bu işlere karışma, partinin başında otur.’ Ben başımı neden belaya soktum? Biz başımızı neden belaya soktuk biliyor musunuz? Biz partinin başında 30 yıl değil, Türkiye’nin başında ilk seçimden itibaren oturmak ve millete hizmet etmek istiyoruz. Partideki iktidara razı olmayıp Türkiye’de iktidarı istediğimiz için. O iktidarı da kendimiz için değil, işte buradaki esnaf abilerimiz için istediğimiz için, ev hanımlarının iktidarı kurulsun diye istediğimiz için, gençlerin ümidi başka ülkelerde olmasın, dört gençten üçü yurt dışında hayal kurmasın, dünyanın gençleri gelsin Türkiye’de hayal kursun istediğimiz için, Avrupa Birliği’ne tam üyeliği kafaya taktığımız, yasaksız bir Türkiye, vizesiz bir Avrupa istediğimiz için, emekliyi de emekçiyi de esnafı da bu ülkenin kıt kanaat zorla geçinen, geçinemeyen halinden kurtarıp eskiden de değil, eskisinden çok daha iyi ama bugünden ki emekli maaşının 8 çeyrek altın aldığı günlerden, 2 çeyrek altın aldığı günlere geldik. Yani bu Tayyip Erdoğan da orada, burada çay – simit hesabıyla iktidara geldi o zamanlar. Şimdi çay – simit hesabı yapmıyor, çünkü bütün çay – simit hesaplarında geldiği günü mumla arar durumdayız. Ama esas 8 çeyrek altın alan, en düşük emekli maaşından 2 çeyrek altına geriledi. 7 çeyrek altın alan asgari ücretten 3 çeyrek altın alamayan asgari ücrete geriledi.”
“HOR GÖRDÜKLERİ MİLLETİ BAŞ TACI YAPMAYA GELİYORUZ”
“Maalesef memlekette artık yaşamak sadece günü kurtarmak, olabildiğince karnı doyurmak, ödenebiliyorsa kirayı ödemek ama kenara hiçbir şey koyamamak noktasına geldi. Bunun için bizim buna itirazımız var. Türkiye’nin böyle bir vasata mahkûm olmasına izin vermemek durumundayız. Nüfusunun, bu kadar genç nüfusun olduğu, bu kadar kabiliyetli insanlarının olduğu, zanaatkârının ve esnafının bu kadar hem becerikli, hem çalışkan olduğu, topraklarının bu kadar verimli olduğu, denizlerinin bu kadar zengin olduğu, yeraltı zenginliklerinin bu kadar iyi olduğu, turizme bu kadar elverişli olan bir ülkenin maalesef yüzde 80’i Afrika standartlarında yaşıyor, yüzde 20’si de Lüksemburg standartlarında yaşıyor. Bunu ters yüz etmeye geliyoruz. Adaletsiz vergi düzenini değiştirmeye geliyoruz. Bundan sonra artık onların hor gördüğü milleti baş tacı yapmaya geliyoruz. Allah izin verirse bu sanayi siteleri yine cumartesi günü öğleden sonra öğlende haftalıkların neşe içinde dağıtıldığı, her bir dükkanın bereket saçtığı, önüne yine mangalların konup tavukların ve etlerin pişirildiği, keyifle insanların birbirini ağırladığı, insanların en iyi komşuluk ilişkileri ve en iyi dayanışma örneklerini gösterdikleri, esnafların birbirine sahip çıktığı ve yaptığı işten gurur duyduğu, çırağı, kalfasıyla ve ailesiyle hiç zor günlerin yaşanmadığı günleri getireceğiz. Size söz veriyoruz; artık bu düzen değişecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek ve bundan sonra sizin rahat edeceğiniz, halkın iktidarda olduğu bir dönem başlayacak. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Esnafımız ne derdi varsa, ne sıkıntısı varsa, ne talebi varsa, ne önerisi varsa, Meclis’te ne konuşulsun istiyorsa, hangi sıkıntısı çözülsün istiyorsa, bunları dile getirmek üzere mikrofonu size vermek isteriz. Ev sahipliğiniz için hepinize müteşekkiriz. Sağ olun, var olun.”
“BELEDİYELERİMİZİN BU PROJELERİ ÖRNEK ALMASI LAZIM”
Konuşmasının ardından esnafın sorunlarını ve destek mesajlarını dinleyen Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, şunları dile getirdi:
“Teşekkür ederiz tabii ama esas olarak şunu söylemem lazım. Bu müzisyen arkadaşlar tabii şehrin değerleri, esnafları. O konu ile ilgili Hasan Bey de duyarlı projeler geliştiriyor. Birlikte çalışabilirsiniz. Avrupa’da, dünyada şehrin en önemli renkleri sokaklarındaki müzisyenler ve maalesef Türkiye’de bu kültür en iyi İstanbul’da Ekrem Başkan bu işe çok önem veriyordu. Belli noktalar belirledi ve her türlü desteği veriyordu onlara. Bütün belediyelerimizin yine bu projeleri örnek olarak alması lazım. O konuyu zaten hep CHP’li belediyelere telkin ediyoruz. Burada da Hasan’la birlikte iyi bir proje yaparsınız diye ümit ediyorum.”
“MÜHENDİSLER ASGARİ ÜCRETE RAZI”
“Ara eleman sorunu, aranan eleman sorunu, bunların mesleki eğitim ile yetiştirilmesi meselesi başlı başına CHP’nin eğitimden sorumlu Suat Özçağdaş’ın özelinde önemle çalıştığımız, anlattığımız mevzular. Tabii bugün bir uygulaması var MEB’in. Ama o güvencesiz yerlerde tehlikeli işlerde hatta 10’un üzerinde çocuğun da hayatını kaybettiği, doğru yönetilmeyen bir proje. Yani çocukları bir ucuz iş gücü ya da sadece güvencesiz olarak çalıştıran bu projeler yerine; gerçekten meslek öğrenecekleri, mesleki eğitim alacakları güvenceli projelere yönlendirmek gerekiyor. Özellikle Almanya’daki eğitim sistemi, hep söylüyorum, Almanya’nın başarısı mesela dünyadaki hem teknolojide, sanayide geldiği yerin sırrı, aslında eğitim sistemindeki başarısından kaynaklanıyor. Çocuk, okul öncesi eğitimden başlayarak sürekli devlet tarafından doğru bir şekilde yönlendiriliyor. Hiçbir zaman bizim gibi yarış atı sınavları yok. Öyle üç saatte hayatına karar verilmiyor. Ortaokul düzeyine geldiğinde doğru okullara yönlendiriliyor, üç seçenekten birine. Kendi içinde bir yanlış yönlendirme olduysa fark edildiğinde hemen doğru yere transfer ediliyor. Ve mesleki eğitim doğru zamanda, doğru yaşta en güvenli şekilde veriliyor. Bizim Türkiye gibi maalesef 24 yaşına gelmiş, ihtiyacın 10 katı fazla açılmış mühendislik fakültelerinden mezun, asgari ücrete razı, mesela Manisa’da bir fabrika bir mühendis alacak 2 bin kişi başvuruyor. bunun bin 800’ü asgari ücrete bile razı. Mühendis ama iş yok. Ama aynı fabrikanın yetiştirilmiş nitelikli ara elemana ihtiyacı var. Ondan 10 tane alacak, üç asgari ücret vermeye razı ama o nitelikte eleman yok. Türkiye’nin en büyük sorunu Devlet Planlama Teşkilatı’nı AK Parti’nin kapatmış olması.”




