
CHP Lideri Özgür Özel: “İktidarımızda Temel Vatandaşlık Geliri Ailede Kadına Bağlanacak ve Ev Kadınları Sigortalı Yapılacak”
03/07/2026
CHP Lideri Özgür Özel Yenice’de: Savcı Cübbeleriyle Darbe Yaptırıyorlar
03/07/2026CUMHURİYET HALK PARTİSİ LİDERİ ÖZGÜR ÖZEL:
“BÜTÜN GENÇLERE, DEMOKRATLARA, SUSTURULMAYA ÇALIŞANLARA, CEZAEVİNDEKİ KARDEŞİM DENİZ’E SESLENİYORUM: KORKMA, KORKMA, KORKMA”
“BU ÜLKE DEMOKRASİYE, GENÇLER YASAKSIZ TÜRKİYE’YE KAVUŞACAK; HİÇBİR KOMEDYEN YAPTIĞI ŞAKADAN, HİÇBİR GAZETECİ YAPTIĞI ELEŞTİRİDEN DOLAYI TUTUKLANMAYACAK”
“30 YIL PARTİNİN BAŞINDA USLU USLU OTURACAĞIMA BU DARBEYE DİRENMEYE KARARLIYIM”
“ANT OLSUN Kİ EMEĞİN DÜŞMANLARINA, KARADENİZ’İN YÜZDE 80’İNİ MADENLERE AÇANLARA ÜLKEYİ BİR BEŞ YIL DAHA YÖNETTİRMEYECEĞİZ”
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, Safranbolu’da kendisini karşılayan vatandaşlara seslendi. Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, “Ankara’dan yola çıktık; Sivas’a, Çorum’a, Kastamonu’ya gittik. Şimdi Zonguldak’a, programa gidiyorduk. İl Başkanımız, değerli yöneticilerimiz, belediye başkanlarımız Karabük’ten geçerken ‘Yola çıkmak istiyorlar’ dediler. Çok oluyor, benzinliklere gidiyorlar, oralarda toplantı oluyor. ‘Ben geleyim, bir selam vereyim’ dedim. Ama gerçekten duygularımı ifade etmekte de zorlanıyorum. Safranbolu’da yazın ortasında, hafta içinde, bu vakitte böyle bir karşılamaya gerçekten minnettarım” dedi. Özel, şöyle devam etti:
“SİYASİ TARİHİN ÖNEMLİ KIRILMA NOKTALARINDAN BİRİNDEYİZ”
“Özellikle şunu söylemek istiyorum. Türkiye siyasi tarihinin önemli kırılma noktalarından birindeyiz. Maalesef öyle bir noktadayız ki… Bu topraklar neler neler gördü. Askeri darbeler, muhtıralar, post-modern darbeler gördü. Darbelerden demokrasi çıkaran, bir muhtıradan demokrasi manifestosu çıkaran Karaoğlan’ı da gördü. Bazı süreçlerde ortaya çıkan mağduriyetleri, siyasi partileri yaratttığını, bazı mağduriyetlerin bazı liderlerin önünü açtığını da gördü. Ama Türkiye ilk kez bir şeyi görüyor. Seçilmiş, seçilerek gelmiş olan bir iktidarın, seçim kazanmış, bu milletin oyunu almış iktidarın artık yüzünü değil sırtını döndüğü emeklilerin, emekçilerin, çiftçilerin ve geleceğini kararttığı gençlerin isyanıyla kurulduğu günden beri ilk kez yenilgiyle tanıştığını, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurulduğu günden beri ilk kez yenilgiyle tanıştığını, CHP’nin kendi değişiminin Türkiye’nin değişimi anlamına geldiğini, geldikten sonra CHP’deki değişim kadrolarının söz verdikleri gibi girdikleri ilk seçimde partiyi birinci parti yaptıklarını, bütün anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarı değiştirmek için önde gittiğini gördüler.”
“SEKİZ AY BİLE MUHALEFETE TAHAMMÜL ETMEM”
“Görevdeki iktidar kendinden sonra gelecek olan iktidar partisine darbe yapmaktadır, bir darbe girişimiyle karşı karşıyayız. Bunu da gördük. Şunu bilin ki bu parti adaysızlaştırılmak, kurumsuzlaştırılmak ve lidersizleştirilmek isteniyor. AK Parti yargı kolları; yani darbeyi geçmişte general üniforması ile yapıyorlardı, şimdi savcı cübbesiyle darbe yaptırıyorlar. Buna karşı, bu büyük kötülüğe karşı bizim susmamızı, sinmemizi, oturmamızı öğütlediler. Bana gözümün içine bakarak, ‘Daha gençsin, 50 yaşındasın. 30 sene daha partinin başında oturursun’ dediler. Benim 80 yaşına kadar partinin başında durmak değil, 8 ay bile muhalefete tahammül etmemek gibi bir meselem var. 8 ay bile… Öyle 30 yıl partinin başında uslu uslu oturacağıma, bu darbeye direnmeye kararlıyım. 19 Mart’ta Cumhurbaşkanı adayımızı aldılar, direndik. 14 ay boyunca direndik, en son partimizin son dört kurultayı… 4-5 Kasım 2023’te yarıştık, ben kazandım. Ardından 6 Nisan 2025’te olağanüstü kongrede aynı delege geldi, oy birliği ile beni seçti. 21 Eylül 2025’te ‘İstanbul delegesi olmasın’ dediler, olmadan gelip oybirliği ile beni seçtiler. Sandık koyduk Safranbolu’ya, mahalle mahalle. Doğru mu? Köy, köy. Doğru mu? O sandıktan ilçeleri, o ilçelerden illeri seçtik. Doğru mu? O delegeler 2025’te gittiler, sıfırdan bir kongre yapıldı. O kongrede karşımıza rakip çıktı mı? Bin 333 oyla, parti tarihinin rekoruyla partimizin Genel Başkanı olmuşuz. Ta 1970’lerden beri hiç kimseye nasip olmamış, tüm yönetim listemiz delinmeden gelmiş. O gün yapılan seçimlerle defalarca, dört kez üst üste mazbata almışız. Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Bu çocuktan olmaz. Bu olursa en doğru Cumhurbaşkanı adayını bu bulur. Bu olursa CHP’yi iktidar yapmaya yemin etmiş. Geldiği gibi seçimleri kazandı. Ben yenilmezdim, beni yendi. Benim partim CHP’yi yenemeyecek. Benim kadın kolları CHP kadın kolları ile baş edemez, gençlik kolları ile baş edemez. CHP’nin başarılı belediye başkanları partilerini büyütüyorlar. Onun için ne yapalım? CHP’ye darbe yapalım. Seçilmişi götürelim, atanmışı getirelim.’ İşte bu mesele tam da burada söyleyeceğim. Bu mesele Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu, bu mesele CHP’nin iç meselesi değildir. Bu mesele Recep Tayyip Erdoğan ile milletin arasındaki meseledir.”
“BU MİLLET TESLİM OLMAYACAK”
“İşte o yüzden bir şeyler oluyor arkadaşlar. Bir şeyler oluyor. Normalde aldığımız oyun 10 katı kalabalıklarla karşılaşıyoruz. Gümüşhane’de, Tokat’ta, öbür taraftan Çorum’da, Amasya’da inanılmaz kalabalıklar. Denizli’de, Burdur’da, Diyarbakır’da. Diyarbakır’da bir şeyler oluyor sokaklarda. İşte Safranbolu’da. Yoldan geçerken ‘Yola çıkmayın’ diyoruz. ‘Ben geleyim’ diyorum. Böyle bir kalabalıkla karşılanıyor. Onun için kimse enseyi karartmasın, kimse başını öne değmesin. Kimse korkuya ve kaygıya teslim olmasın. Çünkü bu rejim korku rejimidir. Bakın gencecik bir Komedyen, Stand-up’çı Deniz Göktaş kardeşim. Bir eser sergiliyor, kendi yazdığı bir parodiler bütününü sergiliyor. Stand-up yapıyor. ‘100 binlerce kişiyiz’ demiş. Kimse rahatsız olmamış. Alıyorlar hedef gösteriyorlar, ‘Yok efendim dini değerlerimizi aşağılıyor, yok Cumhurbaşkanımızı bilmem ne.’ Yahu kardeşim 1965’lerde o gün Türkeş’e yapılabilen, o gün İnönü’ye yapılabilen, o gün Demir’e yapılan şakalara bir bakın. 70’lerde Ecevit’e yapılabilen şakalara bakın. 80’lerlerde Özal’a, Yıldırım Akbulut’a tuğla gibi fıkra kitabı yazıyordu. Yıldırım Akbulut alıyordu kitabı diyordu, ‘İçinden seçiyorum, beğeniyorum. Ben de okuyorum, gülüyorum’ diyordu. Allah gani gani rahmet eylesin. Şu kadarını söyleyeyim, bütün siyasi liderlere en ağır şakaların yapılabildiği rejim, en demokratik rejimdir. Bugün siz Deniz Göktaş kardeşimin şakasından din düşmanlığı çıkaramazsınız. Elhamdülillah hepimiz Müslümanız. Bu ülkede önemli bir çoğunluk Müslüman. Bugün Mehmet Akif Ersoy’un vaaz verdiği camide ben cuma namazı kıldım. Benim bildiğim bir şey var, İslam dini hoşgörü dinidir. İslam dini kin gütmez, hedef göstermez. Bugün şunu söylüyorum, o cuma namazını kıldığım cami İstiklal Marşı’nın ilk okunduğu camidir. İlk önce Mehmet Akif Ersoy o cami cemaatine okudu. Sonra her gün büyük bir kıvanç ile birlikte okuyoruz. Ne diye başlıyor? ‘Korkma.’ Buradan Türkiye’deki bütün gençlere söylüyorum. Türkiye’deki bütün demokratlara sesleniyorum. Susturulmaya çalışan herkese sesleniyorum. İlk gecesini cezaevinde geçirecek kardeşlerim Deniz’e sesleniyorum: Korkma. Korkma. Korkma. Bu millet teslim olmayacak. Bu millet sizi teslim etmeyecek. Biz korkuyu evde unuttuk arkadaşlar. Öyle mi? Biz korkuyu arkada bıraktık.”
“BU ÜLKE DEMOKRASİYE YENİDEN KAVUŞACAK”
“Türk polisini üzerimize yollayıp Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin kapısını kırdılar, gaz sıktılar. Bizi o partiden attılar ama biz Gazi’nin bize verdiği vazifeyle onu aldık, buramıza koyduk. Binaları arkada bıraktık, otobüsleri arkada bıraktık. Bize bina lazım değil, bize yürekli, sizin gibi yol arkadaşları lazım. Hepinizi çok seviyorum, hepinize çok güveniyorum. Şundan güveniyorum. Bakın, kimse kolaya kaçmıyor. Kimse atanmışın bu partiyi yönetmesine rıza göstermiyor. Kim olursa olsun, geçmişimiz ne olursa olsun, bugün bu partinin Tayyip Erdoğan’ın verdiği bir kararla, aldırdığı bir yargı kararıyla başından Genel Başkanı’nın yönetiminin uzaklaştırılmasına kimsenin gönlü razı değil. 4-5 Kasım Kurultayı’nda 660 delegenin ben oyunu alamadım, Kemal Bey’e verdiler. O delegeler zor günlerde geldiler, oybirliği ile beni seçtiler. Geçtiğimiz günlerde de notere gidip parasını verip imza verdiler ki kurultay olsun, parti bu zor günlerden kurtulsun diye. Yani bu partide bir ikilik, bir yarılma yok. Bir tarafta AK Parti’nin istediği yarılma var. Ama bir tarafta Alevisiyle Sünnisiyle, eskiden rakip olanlarıyla, birbiriyle yarışanlarıyla beraber tek yumruk olmuş bir Cumhuriyet Halk Partisi var. Biz bu partiyi ya alırız, hakkımızı alırız… Hukuki mücadeleyi sonuna kadar veriyoruz. Siyasi mücadeleyi sonuna kadar veriyoruz. Fiziki mücadele veriyoruz hep beraber. Buraya kalkan gelen herkes o mücadelenin bir parçasıdır ve eninde sonunda ya bu mücadeleyi kazanacağız, yok AK Parti bütün yolları kapattıysa ya o yolu açacağız, ya yeni bir yol açacağız. Ant olsun ki bir beş yıl daha emeklinin düşmanına bu ülkeyi yönettirmeyeceğiz. Ant olsun ki emeğin düşmanlarına bu ülkeye bir beş yıl daha yönettirmeyeceğiz. Ant olsun ki çiftçiye ‘Al ananı da git’ diyen adama bu ülkeyi bir beş yıl daha yönettirmeyeceğiz. Ant olsun ki Karadeniz’in yüzde 80’ini madenlere açanlara, peşkeş çekenlere bu ülkeyi yönettirmeyeceğiz. Ant olsun ki bu milletle birlikte bu ülke kaderine el koyacak, bu ülke demokrasiye yeniden kavuşacak. Gençler yasaksız bir Türkiye’ye kavuşacaklar. Hiçbir komedyen, hiçbir kimse yaptığı şakadan, hiçbir gazeteci yaptığı eleştiriden tutuklanmayacak. Size söz veriyorum; Türkiye’yi düze çıkaracağız, ne pahasına olursa olsun bunu birlikte başaracağız. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Elini tutabildiğime, sarılabildiğime sarıldım. Sarılamadığım hakkını helal etsin. Hepinize ayrı ayrı sarılıyorum. Hepinizi çok seviyorum. Biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız. Hoşça kalın, hepinizi çok seviyorum.”




