
CHP Lideri Özgür Özel: “Baba Ocağından Bir Daha Kimsenin El Uzatamayacağı Şekilde Geri Almak Üzere Çıkıyoruz”
24/05/2026
CHP Lideri Özgür Özel: “Bu Darbeye Karşı Milletin Tarafında Duruyorum, Şükürler Olsun Ki Millet De Arkamızda Duruyor”
24/05/2026“BU PARTİNİN İKTİDARIN BİBER GAZINDAN, DOST BİLDİĞİMİZİN İHANETİNDEN GAYRI ARINACAK HİÇ BİR ŞEYİ YOKTUR”
“PARTİ İŞGALDEN KURTULANA KADAR GENEL MERKEZİMİZ MECLİS GRUBUMUZDUR; TESLİM OLMUYORUZ, BOYUN EĞMİYORUZ, GERİ ÇEKİLMİYORUZ”
“PARTİMİZİ SİZİN SEÇTİKLERİNİZ YÖNETECEK, PARTİDEKİ SANDIKTAN SONRA ÜLKEDEKİ SANDIĞI DA GETİRECEĞİZ”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezine yapılan polis baskını ve tahliyenin ardından on binlerle birlikte yaptığı yürüyüş sonrası TBMM Milli Egemenlik Parkı’nda konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Ankara’nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak. Butlan bizi esir almış, şu feleğin işine bak. Ankara’yı, Cumhuriyet Halk Partisi’ni, baba ocağını esaretten kurtaracak mıyız? İşgalden kurtaracak mıyız? Bu yolda hep birlikte yürüyecek miyiz? İşte bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nde günlerdir sabaha kadar bekleyen sizlerle, baba ocağını korumak için, baba ocağı işgal olmasın diye, baba ocağı kime emanetse üyeden, delegeden, onun dışında birinin eli değmesin diye oraya canını siper edenlere selam olsun hepinize” dedi. Özel şöyle devam etti:
“BİZ CHP’YE YENİLGİYİ YAKIŞTIRAMAYANLARIZ”
“Biz yıllarca seçim akşamları partinin genel merkezinin, ilçe binalarının ışıklarının erkenden sönmesinden razı olmayanlar, buna katlanamayanlar, Cumhuriyet Halk Partisi’ne yenilgiyi yakıştıramayanlarız. İşte bu yüzden 28 Mayıs 2023 günü o seçimi kazanamadığımızda hepimiz ‘Artık bir şeylerin sonuna geldi’ dediğimizde gözler yerdeyken, başlar öndeyken, kimse kimseyle konuşacak halde değilken, ‘Görev yine bize düşer’ dedik. ‘Cumhuriyet’in gençlerine, Cumhuriyet’in kadınlarına, her yaştan Cumhuriyet’e muhafızlarına görev düşer’ dedik. ‘Değişim’ dedik, yola çıktık. Söz verdik, ‘Bir daha yenilmeyeceğiz’ dedik, ‘Kaybetmeyeceğiz’ dedik, ‘Işıkları erkenden kapatmayacağız’ dedik. Bu kararlılıkta bu millet samimiyet gördü. Millet bu samimiyete görev verdi. ‘Gelin, siz geçin partinin başın. Biz size inanıyoruz’ dedi. Öyle zor bir işi başardık ki hep beraber, öyle zor bir işi. ‘Asla olmaz, Atatürk gelse bu delege ile seçim kazanamaz. Cumhuriyet tarihi boyunca ne bu partide ne herhangi bir partide baştaki genel başkan seçimle değişmedi, değişemez’ dediler. ‘Delege baştan bağlı, gözü bağlı, kulağı tıkalı’ dediler. ‘Duyuramazsın, anlatamazsın. Sen bu işi başaramazsın’ dediler. Dedim ki, ‘Bizim delegeyi onu traş eden berberi, aynı apartmanda yaşayan 18 yaşındaki gencecik komşusu, tarlayı birlikte suladığı sınır komşusu, mezun ettiği öğrencisi, mezun olduğu öğretmeni ikna edecek. Ankara’ya gelirken onlarla konuşun da gelin’ dedim. Öyle yaptılar. Geldiler, salondaki yerlerini aldılar. Siz kiminiz salondaydınız, kiminiz tribünlerde, kiminiz kapının önünde, kiminiz de dua ile ekranın başındaydınız. O gün hiçbir kimsenin kimin söylediğini bilmediği ama duyunca iştirak ettiği, salona, dışarıya, meydana ve Türkiye’ye yayılan bir slogan yükseldi. Slogan şuydu: ‘Delege halkın sesini dinle. Delege sokağın sesini dinle.’ Tüyleri diken diken oldu hepsinin. 10 binler, 100 binler, milyonlar ‘Delege sokağın sesini dinle’ diye bağırıyordu. Ellerini vicdanlarına koydular, bir karar verdiler. Partide değişimi yaptılar. O gün söz verdiğim gibi, söz verdiğimiz gibi o günden sonra dört ay sonraki ilk seçimde 47 yıllık hasreti bitirdik. 23 yıllık kibri söndürdük, yendik. Adalet ve Kalkınma Partisi’ni ilk kez yendik. 47 yıl sonra partiyi kurulduğu gün gibi yaptık. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisiydi artık. İşte bizim hikayemiz böyle. Bir umutsuzluktan umuda, umuttan zafere, zaferden de zulme dönüştü. Niye zulüm görüyoruz? Kazandığımız için, onu yendiğimiz için, onu yeneceğimiz için, onu indireceğimiz için görüyoruz bu zulmü.”
“YARGI KOLLARIYLA BUTLAN KOLLARI KOL KOLA KARŞIMIZDA”
“En iyi siz biliyorsunuz, en iyisini siz biliyorsunuz. Türkiye biliyor ki, ne 31 Mart zaferi ne de gelecek seçimde saraydakinin aşağıya inmesi tek başına Cumhuriyet Halk Partisi’nin gücüyle olacak şey değil. İşte bu yüzden birbirini seven, ülkesini seven, farklı siyasi partilerde de olsa kurtuluşu birliktelikte gören, tam bağımsızlıkta gören, bayrağını seven, Atatürk’ü seven milyonlar kurtaracak. Ve ‘Zulüm o gün başladı’ dedim ya. İttifak ittifak, bir ittifak da sonradan şekillendi, karşımıza dikildi. İki mağlubiyeti hazmedemeyenler. Birincisi; 31 Mart seçiminde partilerinin kurulduğu günden beri ilk yenilgiyi ve bundan sonraki onları yenme ihtimalimizi hazmedemeyen sarayın ittifakıyla, Türkiye’de ilk kez bir siyasi partide, seçimle bir genel başkan gelmesini, 48-49 yaşında bir bahçıvanın torununun, bir emekli öğretmen çocuğunun genel başkan olmasını hazmedemeyenlerin ittifakı dikildi karşımıza. AK Parti’nin yargı kollarıyla AK Parti’nin butlan kolları kol kola karşımızdadır.”
“BEN BİR DAHA ASLA MAĞLUBİYETE ALIŞMAM”
“Ve buradan bugüne kadar hep sustum, hep sustum. Ben 10 yaşında lastik ayakkabıyla yatılı okula giden Özgür, büyüğünü sayan Özgür, kendisine dün koluna girdiğine kötülük düşünmeyen, dün ‘Ağabey’ dediğine bugün kötü söylemeyen Özgür, sıktın dişini sustun, sıktın dişini sustun. Ama yeter. Kendime acımıyorum. Ama her seçim akşamı başına tülbenti sirkeye basıp bağlayan, haftalarca başı ağrıyan kadın kollarına, babasının yüzüne bakamayan gençlik kollarına açıyorum. Kendime acımıyorum. ‘Bir seçim kazanmadan, onu göndermeden gidersem gözüm açık gider’ diyen partililerimizin cenazesine katılmaktan nefret ediyorum. O yüzden size söz veriyorum; beni acıyla, zulümle, baskıyla terbiye edemezler. Gazla sindiremezler, dayaktan yılmam. Ama ben bir daha asla mağlubiyete alışmam, kaybetmeye tahammül edemem.”
“23 YILLIK KİBİRİ YENENLERİ DARBEYLE UZAKLAŞTIRMAYA KALKTILAR”
“Onun için geçen sene 19 Mart darbesi bu ülkedeki en son darbedir. En yeni nesil darbedir. En uyanıkça darbedir. 19 Mart darbesi, bu Cumhurbaşkanının kendinden sonraki Cumhurbaşkanına, Ekrem İmamoğlu’na yaptığı darbedir. 19 Mart darbesinden sonra verilen mücadele hesapları bozmuştur. Birileri bu partinin evlatlarına ‘Hırsız’ demiştir, ‘Yolsuz’ demiştir, ‘Casus’ demiştir, ‘Hilebaz’ demiştir. Ama bu parti evladını da bilir, iftiracıları da bilir. Yolumuz birdir, biz kimseyi satmayız, kimseyi satmayız. 19 Mart darbesinden sonra verdiğimiz büyük mücadeleyi durdurabilmek, partinin belini kırabilmek, bizim belimizi kırabilmek için bu sefer de partiye bir operasyona giriştiler. Ve en nihayetinde 21 Mayıs 2026 gününde partinin başına delegenin sokağın sesini dinleyerek seçtiği, 47 yıllık mağlubiyeti bitiren, 23 yıllık kibri yenenleri darbeyle partinin başından uzaklaştırmaya kalktılar. İşte ona direniyoruz kaç gündür hep birlikte.”
“YAĞMUR ALTINDA BİBER GAZINDAN ARINDIK”
“En son bu sabahın 07.00’sinde ne kadar Ankara’nın kriminal, tehlikeli, suçlu tipi varsa onları arkalarına alarak bu partiye saldırdılar, gençlere saldırdılar, gençlik kollarına saldırdılar. Partiyi, baba evini hep beraber koruduk. Hiç utanmadan, çekinmeden İstanbul’da yaptıkları gibi bu kez de Türk polisini, şerefli Türk polisini kirli emellerine alet ederek genel merkezimize girdiler. Kapıları, camları indirdiler. Gaz sıktılar, işgal ettiler. Biz; ben, sen, hepimiz hep beraber son ana kadar direndik. Sonra yollara döküldük, geldik. Yolda yağmur yağdı üstümüze. Dolu yağdı üstümüze. Hani diyor ya birileri ‘Arının’ diye. Onların sıktırdığı biber gazından yağan yağmurun altında biz arındık. Biz o biber gazından arındık. Bu partinin iktidarın biber gazından gayrı, dost bildiğimizin ihanetinden gayrı arınacak hiçbir şeyi yoktur.”
“BİNADAN ÇIKTIK, MERAKLISINA BIRAKTIK”
“Sekiz kilometrelik yolda önümüze altı kere bariyerler geldi. O kadar güzelsiniz ve o kadar haklı, o kadar güçlüsünüz ki o bariyerlerin her birini hem incitmeden ama asla geri durmadan aştık. Bariyerleri, TOMA’ları hep beraber aştık, buraya geldik. Burası Milli Egemenlik Parkı. Niye? Şunun için. Bu parti kurulduğunda bir genel merkezi yoktu. Bu parti Sivas Kongresi’nde, sonra Anadolu yaylalarında, Anadolu topraklarında, sonra harp sırasında karargah çadırlarında kuruldu. Bu partinin ilk genel merkezi Birinci Meclis’teki bir odaydı sadece. 23 Nisan 1920’de Meclis açıldı. Resmen 9 Eylül 1923’te dilekçe verildi, o gün de bir genel merkezi yoktu. Genel merkez Birinci Meclis’te bir odadaydı. Genel merkezimizi elimizden alarak bizi baba ocağına sokmayarak CHP’yi elimizden alacaklarını sananlara söylüyoruz. Biz o binadan çıktık. Meraklısına bıraktık, sonuna kadar mücadele ettik ve şimdi bundan sonraki genel merkezimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndedir. Partinin ilk genel merkezi de Meclis’teydi. Bu mücadele sırasında parti işgalden kurtulana kadar şu anki genel merkezimiz de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki CHP grubudur. Teslim olmuyoruz, boyun eğmiyoruz, geri çekilmiyoruz. Sadece ve sadece kazanmak için, başarmak için kararlılıkla yürüyoruz. Sizinle birlikte yürüyoruz. Bu meydanın özelliği şudur. Biz birbirini sevenleriz. Biz ülkesini sevenleriz. Biz Cumhuriyet’i sevenleriz. Ne yaparlarsa yapsınlar biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız.”
“PARTİYİ ÜÇÜNCÜ KEZ AÇMAK İÇİN VAR GÜCÜMLE ÇALIŞACAĞIM”
“Şimdi bir davet yapmak isterim. Hepinize bir davet yapmak isterim. Bu parti çok zorluklar gördü. Bu parti 9 Eylül 1923 günü resmen, Ata ‘Sivas Kongresi’ der ilk kongresine, resmen 9 Eylül 1923 günü Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından açıldı. Bu partiyi darbeciler kapattılar. 9 Eylül 1992 günü parti yeniden açıldı ve o günden beri faaliyetlerine devam ediyordu. 21 Mayıs 2026 günü AK Parti’nin yargı kolları ve butlan kolları Cumhuriyet Halk Partisi’ni bir kez daha kapattı. Sizi partinin üçüncü kez açılışına davet ediyorum. Üçüncü kez açılışına. Partiyi ilk seferinde Mustafa Kemal ve arkadaşları açtı. İkinci seferinde; Erol Tuncer ve arkadaşları açtı. Üçüncü seferinde; Cumhuriyet Halk Partisi’ni işgalden kurtarıp hep birlikte yeniden açmaya var mısınız? Partiyi 12 Eylül darbecileri gibi, 19 Mart darbecileri, 21 Mayıs darbecileri fiilen kapatmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi’ni milletin dedikleri yönetmiyorsa, delegenin seçtikleri yönetmiyorsa, hele hele Cumhuriyet Halk Partisi’ni sarayın seçtikleri yönetiyorsa, Cumhuriyet Halk Partisi kapanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi’ni üçüncü kez açmak için ben var gücümle çalışacağım, eninde sonunda o sandığı getireceğim. Cumhuriyet Halk Partisi’ni sizin seçtikleriniz yönetecek ve partideki sandıktan sonra hep beraber ülkedeki sandığı da getireceğiz. Hep beraber hem Cumhuriyet Halk Partisi’ne hem de Atatürk’ün diğer emaneti Türkiye Cumhuriyeti’ne sonuna kadar sahip çıkacağız.”
“O SANDIK GELECEK, MİLLET İKTİDAR OLACAK”
“Hepinize güveniyorum, hepinizi çok seviyorum, hep birlikte başaracağız. O sandık gelecek, o butlan gidecek, saray ittifakı bitecek. O sandık gelecek, millet iktidar olacak. Biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız. Ben partinin yöneticileri ve milletvekillerimizle birlikte Meclis’e doğru geçeceğim ve yeni genel merkezimizi yöneteceğim. Sizleri aynı bugün olduğu gibi ve ne olması gerekiyorsa orada atan kalplerinizle ama kongreye yürüyecekse oraya yürüyen ayaklarınızla ve yarınlarınıza sahip çıkan kararlılığınızla bundan sonra hep birlikte mücadeleye bekliyorum, hep birlikte. Birlikte yürüyecek miyiz? Birlikte yürüyecek miyiz? Birlikte yürüyecek miyiz? Yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”



